Teknoloji Tıp Bilimleri 

“Girişimciliğin sırrı burada: Basit düşünün, dünyayı değiştirin!” Diyor Veysel Berk

Veysel Berk, Nobel Ödüllü fizikçi ve ABD Enerji Bakanı Steven Chu ile birlikte kanserli hücreleri takip eden bir mikroskop üretmek gibi dünya çapında pek çok önemli bilimsel çalışmada yer alırken Türkiye’ye duyduğu özlem ve ailevi nedenlerle ülkesine döndü. Öğrencilik yıllarından başlayarak dikkat çekici girişimlere imza atmış olan Veysel Berk, şimdi de Çaycı adlı yeni markasıyla fark yaratıyor. İlham veren hayat hikayesini ve genç girişimcilere tavsiyelerini bizlerle paylaşan Veysel Berk ile Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenciyken açtığı Harvard Cup isimli mekandan University of California Berkeley’de gerçekleştirdiği bilimsel çalışmalara ve Wallit!, evebirilazim.com, Çaycı ve MobilKasa gibi markalara fark yaratan girişimlerini ve girişimciliği konuştuk.

Kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

Kabataş Erkek Lisesi mezunuyum. 1997’ de Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümüne girdim, aynı zamanda fizik bölümünde de okudum. 2000 yılında, başkan Clinton döneminde, İnsan Geni Projesi’nin yapıldığı enstitü olan MIT’ye bilimsel çalışmalar yapmak için gittim. Buradaki çalışmalar iyi gidince, University of California Berkeley’de doktora programına davet edildim. Doktora programı da iyi geçince, Amerikan Enerji Bakanı ve aynı zamanda Nobel ödüllü bir fizikçi olan Steven Chu ile laboratuvarında ortak çalışmalar yaptık ve oldukça başarılı geçti.

Boğaziçi’nde Moleküler Biyoloji ve Genetik ile Fizik ÇAP’ı yaparken bir yandan da okula yakın bir yerde bir cafe işlettiğiniz doğru mu? Hepsi bir arada nasıl gidebildi?

Doğru. Boğaziçi’nde okuduğum dönemde üçüncü sınıfta İnsan Geni Projesi için MIT’ye gitmiştim. Yurtdışına ilk kez çıkmıştım ve gittiğim yer Amerika’ydı. İnanılmaz etkilenmiştim. Orada Harvard Coop isminde bir kafe gördüm ve çok beğendim. Türkiye’ye döner dönmez Bilgi Üniversitesi kampüsünün hemen yanında Harvard Cup isminde bir kafe-restoran açtık. Yıllık milyon TL civarında ciro yapmaya başlamıştı. Çok yoğun ve koşuşturmacalı oluyordu elbette ki ama bu yoğunluğu hep sevdim. Ben Amerika’ya yerleştikten sonra da uzun yıllar restoran devam etti. Doktorayı aldığımda üç kredi kartına 30 bin dolar borcum vardı, geçinemiyordum oysa annemler ev aldı araba aldı, kızları evlendirdi. Ben de utanıp para istemedim hiç, oysa kendi cafe’m. Desene yarısı benim giderken, yahu ne utanıyorsun, işte çocukluk.

ABD’de kimlerle, ne gibi akademik çalışmalara imza attınız?

Enerji Bakanı Steven Chu ile birlikte bir özel bir mikroskop ürettik. Bu mikroskop bildiğimiz gün ışığını kullanıyor, fakat elektron mikroskopu kalitesinde görüntü alabiliyor. Yani metrenin milyarda biri çözünürlükte görüntü elde ediyoruz, ama elektron mikroskopu gibi canlıları öldürmeden. Bu sayede kanserli hücreleri canlı canlı takip edebildik. Kronik hastalıklara sebep olan mikropları BBG evleri gibi izledik aslında. İlk defa, vücudumuzda nasıl evler, şehirler, yollar yaptıklarını gördük; aynı insanlar gibi şehirlerin etrafını kaleler ile çeviriyorlar. Kaleleri sayesinde kendilerini koruyorlar bu yüzden 30-40 yıl vücudumuzda kalabiliyorlar, bu yüzden kronik hastalık diyoruz zaten. Hedefimiz bunların kalelerini parçalayıp kronik hastalıkları tedavi etmekti. Bu yolda ciddi ilerlemeler kaydettik bu mikroskop ile. Bu çalışmalar 2013 yılında Science dergisinde yayınlandı.

Bilim insanlığının yanında girişimcilik yönünüz olduğunu biliyoruz. Girişimlerinizden ilki Wallit nedir? Wallit için yatırımcılarla biraraya gelme ve onları yatırıma ikna konusunda akademisyen yanınızın katkısı oldu mu?

University of California Berkeley’de mikroskop üzerine çalışırken yerin metrelerce altında, kapısı kurşundan yapılmış ve yaklaşık 10 metrekare bir odada çalışırken bir gün aklıma bir fikir geldi. ”Şu enstitüde binlerce akademisyeniz ve hiçbirimiz birbirimizi tanımıyoruz. Üniversitenin önünde bir sanal duvar olsa da oradan yazışıp birbirimizle iletişim kurma, sosyalleşme imkanımız olsa.” diye düşündüm. Sonrasında bu fikri Facebook ve Yahoo’da olan arkadaşlarıma e-mail attım. Onların da çok hoşuna gitti ve fikir Silikon Vadisi’nde hızlıca duyuldu hatta iki hafta gibi kısa bir sürede 1 milyon doların üzerinde yatırım aldık. Yatırımcıları arasında HP’nin başkan yardımcısı, OpenTable’in başkanı, PocketGems CEO’su, YouTube yönetim kurulu üyeleri gibi meşhur isimler ve risk sermayesi şirketleri var.

Wallit’i geliştirirken tabii ki bugüne kadar bilimsel çalışmalar yaparken geliştirmiş olduğum düşünme refleksi, analiz etme, problem çözme, küçük detayları atlamama ve hiçbir detayı gözden kaçırmama gibi özelliklerin faydasını oldukça gördüm. Kendimden çok emindim ve yapmak istediklerimden de. Sanıyorum yatırımcıları ikna edebilmiş olmamın en kritik noktası bunlardı.

ABD’de iyi bir akademik kariyere ve dikkat çeken girişimlere imza atmışken Türkiye’ye dönme kararınızda ne ya da neler etkili oldu?

Türkiye’ye 16 yıldır duyduğum özlem ve annemin geçirdiği rahatsızlık nedeniyle döndüm. İyi ki de dönmüşüm! Türkiye girişimciler için adeta cennet! O kadar çok problem var ki, hepsini çözmeye kalksanız bir sürü yeni şirket kurarsınız.

Döndükten sonra hangi projeleri hayata geçirdiniz?

Türkiye’ye döndükten sonra Trump Towers’ta Türk mühendis arkadaşlarla eğlence projeleri geliştirmek adına ofis tuttuk. Baktık iki hafta içerisinde ofisimiz kirlendi. Temizletecek insan bulamadık. Meğer Türklerin en önemli görünmeyen sıkıntılarından biri temizlikçi bulmakmış. Temizlikçi bulunuyor bulunmasına ama güvenilir ve sürdürülebilir olmuyor. Biz de temizlik hizmeti almak isteyenlerle temizlik hizmeti vermek isteyenleri bir araya getirecek bir sistem kurduk.

Sonrasında yine AVM içerisindeyken güzel çay içecek bir yer bulamadık ve Çaycı’yı hayata geçirdik. Türkiye günde 250 milyon bardak çay tüketen bir ülke, yani kahveden çok daha fazla. Ancak kahve zincirleri her yerde varken esas olarak çay için özel bir marka olması gerektiğini düşündük ve her 15 dakikada bir taze çay demleyen bir sistem geliştirdik. Şimdi Trump Towers, Cevahir AVM, 212 AVM ve Canpark AVM olarak dört şubede hizmet veriyoruz. Bu hafta kısmet olursa Etiler Nispetiye caddesinde ki 5. Şubemizi de açacağız.

Bu arada, mağazada geleneksel ödeme sistemlerini kullanıyorduk. Tüm gıda ve perakende dünyasında kullanılan bir sistem bu. Ancak işlem yapmak çok zordu, takılıyordu, programlar çok eskiydi, ciddi sıra oluşuyordu kasada, bu da ciro ve müşteri kaybı aslında. Mühendis arkadaşlarla oturduk, buna bir çözüm bulmamız gerekiyor dedik ve ortaya Mobil Kasa çıktı. iPad üzerinden çalışan bulut tabanlı bir sistem bu. Hem çok hızlı çalışıyor hem de maliyeti çok az. Sistem 30 dakikada kuruluyor ve toplam yatırım maliyeti sadece 900TL, piyasadaki diğer ürünlerin en basit modelleri 12 bin ile 28 bin dolar arasında. Bu kasa aynı zamanda akıllı tavsiye algoritması sayesinde, otomatik kampanya modülünü devreye sokuyor. Neyi satıp neyi satmayacağına sistem karar veriyor, bu sayede Çaycı’nın ciroları 8 ay gibi kısa bir sürede %258 arttı. Bulut tabanlı olduğu için her platformdan satışlara ulaşılabilir, hatta akıllı saatiniz aracılığıyla bile mağazanızın cirolarını anlık olarak takip edebilirsiniz. Hatta, tüketicilerin yeme içme alışkanlıkları Mobil Kasa üzerinden takip edilebiliyor. Kadın, erkek ve çocukların tükettiklerini bir modül ile görüp istatistiki verilere ulaşılabiliyor. Mobil Kasa ürünlerin teşhir süresini ve stoklara giriş süresini bildiğinden teşhir süresi dolmak üzere olan herhangi bir ürün için, örneğin; pasta için otomatik öneri yapıyor: ‘Beni sat!’ diye. Bu sayede bu sistemi kullanan hiçbir işletmenin ürünleri çöpe gitmiyor ve bu akıllı mobil kasamız anlık olarak hangi ürünün karlı olduğunu tespit edebiliyor.

Bizzat içinde bulunmuş bir insan olarak Silikon Vadisi ile Türkiye’de start-up ortamını karşılaştırdığınız zaman ne gibi farklılıklar ve geleceğe yönelik ne gibi eğilimler görüyorsunuz?

Türkiye de girişimcilik daha çocukluk evresinde. Daha yeni yeni başlıyor. Ama aslında bu bir anlamda girişimciler için büyük fırsat demek. Türkiye’de çok problem var ve bu her problemin çözümü de yeni bir start-up, yeni bir şirket demek. O yüzden Türkiye girişimciler için cennet.

Kaynak: haberler.boun.edu.tr

İlgili haberler

Leave a Comment